News,  Others,  People,  Post

Dostluk

Derdini Anlatacağın Kişi! Dostluk ‘tur onunla kurduğun ilişki!

Dostluk

Harika bir hayata, aileye ve arkadaşlara sahip olsan da bazen derdini anlatacak kimseyi bulamazsın. Ailenin anlayamacağını düşünür, dostlarına hep dertlerinle gitmek istemezsin. Sonra bir bakarsın kimse yok; içinde sıkışır kalır o dert kapsülleri!

Her zaman dert olmak zorunda da değildir bu, bazen sadece sohbet etmek istersin ama senin istediğin gibi sohbet edecek birilerini bulamazsın. Senin istediğin derken öyle katı kurallar değil! Can kulağıyla seni dinleyen, sohbetlerin içinde kaybolduğun ve kaç saat geçerse geçsin doyamadığın o sohbetler… Hepimizin hayatında vardır o dibine ulaşamadığımız sohbet anlarımız, vardır öyle kişiler çevremizde. Nadir anlarımızda yaşarız bunları ama. Belki de güzelliği oradadır, kim bilir. Eğer ki o kişilerden varsa etrafınızda, sarılın onlara. Öyle hep karşına çıkmaz bu tarz insanlar. Yoksa eğer, işte o zaman gerçekten sohbet edemezsin, tam anlatamazsın, anlayamazlar, sohbet tıkanır, akmaz. Bu da içinizdeki bu enerjiyi dışarıya çıkaramadığınızın kıvılcımlarıdır. O kıvılcımlar büyür ama çıkamaz. İçimizde yaşayan bu büyümüş, olgunlaşmış, çıkmak isteyen duygularımızın bizi sıkıştırma hissini yaşarız. Belki de patlar içimizde ve bu sebeple zamanla da daha depresif, belki de ağlamaklı oluruz. İşte bu büyümüş ve bizi sıkıştıran duygulardan nasıl mı kurtuluruz. Anlatarak… Ağzımızdan çıkan sözcükler o duyguların çıkış kapısıdır. Parça parça salarız dışarıya onları. Bir anlayan, bir dinleyen varsa çıkarlar ama. O duygular/kapsüller akıllıdır. Öyle ulaşacağı bir yer yoksa, çıkmaya niyetli değildirler.

Dostluk

Yazmak

Bir yolu daha vardır tabi onları dışarı çıkarıp özgürleştirmenin, özgürleşmenin. Yazmak… Kalemimizin ucuyla yarattığımız sözcükler de bir başka anahtardır o kapıyı açmak için. Bir başka çıkış noktasıdır.

Dostluk

Mucize gibi değil mi bunlar? Anlatarak ya da yazarak yarattığımız sözcükler o duyguları hem besleyen, büyüten, hem de olgunlaştıran şeylerdir. Ama onların hem olmasına ihtiyacımız var, ki hayatın bir anlamı olsun -duygu yaşanılamıyorsa hayat anlamsızlaşıyor çünkü- hem de fazlasını bedenimizden çıkarmaya ihtiyacımız var. Bunun dengesini bulabilmek için de tek ihtiyacımız olan, öncelikle kendimizi dinlemek.

Dinlemek

Kendini dinlediğin kadar dinlersin hayatı, kendini anladığın kadar anlarsın. Kendini bildiğin kadar bilirsin. Hayat sensin; senin kendinle olan ilişkinle doğar, büyür… Başka olaylar, kişiler senin hayatına dışardan dokunanlardır ki bunun etkisi senin kendine verebileceğin etkinin çok çok azı kadardır. Hayat önce kendinle güzel. Kendine anlatamadığın, kendini anlayamadığın zaman dur, molanı ver ve anlat, dinle, anla!

Dostluk

Ondan sonra senin anlattığından, anladığından, dinlediğinden keyif alırsın. İnsanlar seninle iletişim kurmaktan daha memnun olurlar. En önemlisi de sen daha memnun olursun. Çünkü bilirsin senin içinde sıkışıp kalan dert kapsülünün nedenini, sözcüklerin bellidir, kendini ifade edebilirsin.

Dostluklar bu yüzden de çok önemlidir. Dost seni anlayandır, dinleyendir, yargılamayandır, yanındadır. Mesafenin, ne kadar zamanda bir görüştüğünün bir önemi yoktur aslında. Bazen senede 2 sefer konuşursun ama 10 kişiyle 10 defa konuştuğuna bedeldir. Mutlu olursun…

Dostluk

Bazen tek taraflıdır bu belki de, sen anlatırsın o dinler, genelde o senin yanındadır. Genel olarak düşündüğünde sen onun için çok birşey yapmamışsındır ama her iki taraf da mutludur bu ilişkiden. Çünkü bazı insanlar dinlemeyi, yardım etmeyi sever, hatta hayat amaçlarıdır bu.

İyi bir dostluk için herşeyden önce iyi bir iletişim şarttır. Sen kendini şeffaf bir şekilde, net ifade et, karşındaki de öyleyse zaten bunun adı dostluk olur. Arkadan düşüncelere kapılmakla, acabalarla olmaz o. Dostluk şüphesiz yaklaşmaktır, acabasız iletişimdir. Hayattaki yalnızlığını alır bu paylaşım senin…

İlknur Yıldız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir