News,  Others,  People,  Post

Hayatımın Dehası!

Dünyada büyük işler başarmak zorunda değilsin. Büyük işler başaranlar zaten hayatımın dehası benim diyenler. Kendi hayatının uzmanı mısın?

Kendi evrenimiz, bizim iç dünyamız; farkında ve kontrol sahibi miyiz?

Kendi hayatının dehası mısın?

Biz Kimiz;

Hali hazırda yaratan evrenin içinde, küçücük canlılardan biriyiz. Bilinen en büyük pencereden baktığımızda dahi, görülemeyecek kadar küçük canlılarız. Evreni çözmeye, anlamaya çalışıyoruz. Daha bireysel düşünürsek kendimizi çözmeye, anlamaya çalışıyoruz. Evren o kadar kusursuz temeller üzerine kurulu ki; her bir canlının var oluş sebebi var. Bu da her canlıyı yeri doldurulamaz yapıyor. Bizim görebildiğimiz boyuttaki, farklı formlardaki canlıların; ve de cansız diye nitelendirdiğimiz cisimlerin içerisindeki canlı parçacıkların dahi, evrene katkısı paha biçilemez bence. Bizim yaşadığımız boyutta göremediğimiz canlılar olduğunu da varsayarsak evrende kalabalık olduğumuzu söylemek yanlış olmaz gibi geliyor.

Evrendeki yalnızlığımızı sadece görebildiğimiz kadarıyla kısıtlarsak; doğru bilgiye ulaşılabilir mi, tartışılır! Göremediğimiz boyutları, belki görebileceğimiz ya da anlayabileceğimiz kavramlara dönüştürmek, ya da açıklamak kısmen gerçekleşmiş olsa da (kızıl ötesi, enerji analizörü vs), tam olarak bilebilmemiz uzun zaman alacak gibi.

Kendi gerçekliğimize dönersek;

Yeni bir bilgiyi edinme, kullanmadığımız sürece çok da işimize yaramayacaktır. Bu bilgileri elde ettikten sonra, uygulanabilir hale getirirsek ve uygulayabilirsek tabi; o zaman bir dahi/mucit olabiliriz. Her birimizin bir evren olduğunu varsayarsak, henüz kendimizde dahi bilmediğimiz bilginin çokluğundan bahsedebiliriz. Bilgi yaratılamaz; keşfedilir! Bilgiyi bilip hiç bir şey yapmıyorsak, o bilgiyi bilmemizin de bir anlamı yoktur. Bilgiyi nasıl kullandığımızdır esas olan. Bilinen bilgiyi de olduğu gibi kullanmak zorunda değiliz. Kendi evrenimize uygun hale dönüştürebiliriz; ve yeni bir formda kullanabiliriz. Bunu sağlayabilmemiz için de özümüzü iyi tanımamız, iç dengemizi sağlayabilmemiz gerekir.

Image for post
hayatımın dehası

İçinde bulunduğumuz bize kocaman görünen evrenin küçücük bir çarkıyız. Çarkın ta kendisiyiz. Ve çarkların her biri, başka bir küçük evren! Büyük çarktan çıkarsanız evrenin parçası olamazsınız. Çarklarından biri olduğumuz evrenin, nasıl işleyeceğine yön verebilenlerden olabiliriz. Çarkın işleyiş sistemini değiştirilebiliriz; geliştirilebiliriz ya da yeni bir çark haline dönüştürülebiliriz. Bunun için; “bilinenin dışında öğrenmek ve düşünmeyeihtiyaç duyabiliriz ki; bilinenin dışında bilgiye ulaşabilelim. Zaten ulaşılan bir bilgiyi de, bilinenin dışında geliştirirsek, bilginin formunu değiştirmiş oluruz. Zaten var olan ama bilinmeyen bizim için yeni olan bir alanı keşfetmiş oluruz. Böylece de içimizdeki dahi’ yi açığa çıkarmış oluruz.

Hayat amacımız;

Hayatta bir amacımız olabilir. Önemli olan hayatımızı amaç uğruna feda etmek değildir. Tutkumuzun amacımız olması, amacımızın hayat motivasyonumuz olmasıdır. Hayatını amaç uğruna adamak değil de, amacını hayata adamak diyebiliriz.

Bizler başarısızlıktan korkarak yaşarsak daha iyi bir evrenin bizim dünyamız olmasına nasıl katkı sağlayabiliriz ki? En iyi evren hali hazırda var, en uzak bilgi oralarda bir yerlerde duruyor. Yapmamız gereken tek şey korkmadan, onu elde etmek. Henüz bilinmeyen, bize yabancı olduğundan -muhtemelen- korkutur. Henüz bilinmeyen bilgi elde edildiğinde çoğunluğun yanlış deme olasılığı yüksek; ki onu dedi diye yanlış olmaz. Bilinen bilginin farklı formu henüz uygulanmadı diye yanlış değildir. Hatta, yanlış diye bir şey yoktur. Yanlış olduğunu düşündüğümüz her bilgi, daha doğruya ulaşmamızı sağlayan bir başka doğrudur. Çığır açan en başarılı dehaların bir sürü yanlışları vardır. Bu yanlış diye tabir edilen bilgiler olmasaydı daha doğruya ulaşabilmeleri ya imkansız ya da daha uzun zaman alacaktı.

Dolayısıyla başasızlık diye bir şey yok; başarıya giden yol vardır. Bu yoldaki tecrübeler vardır.

Bizler ister evrenin çarklarının çoğunluğuna uyup, zorlanmadan, dönen çarklara kendimizi teslim edip, bulunduğumuz evrenin rolantide olan başarılı bir çarkı oluruz  - ki bu da halimizden memnun olduğumuzu gösterir- , ister kendimizi pozitif anlamda sorgulayarak, belki de zorlanarak, çarkımızın formunu değiştirir ve formu değişmiş daha başarılı evrenini keşfeden; ya da yeni çark keşfedip, yeni çarkın ta kendisi olarak daha başarılı bir evrenini oluşturan olabiliriz.

Image for post
hayatımın dehası
Büyük Resimden bakınca;

Hangisi olursak olalım; büyük penceren bakınca o gözle görülemeyecek kadar ufak canlılar olan her birimiz, kendi evrenimizin tek kumandanıyız ve bütüne katkımız olduğundan, öncelikli amacımız kendimize önem vermek olmalı, ki o zaten kendiliğinden büyük pencereye etki edecektir. Kendi çarkımızı en iyimiz haline getirdiğimizde evrenimizi ‘en iyi’ yapmış olacağız. Evrenimizi mükemmelleştirmek her zaman çok büyük düşünmek değildir. Evrensel etki yaratmak zorunda da değiliz. Kendi dünyamızda etkili olmamız yeterli. Bazen patronumuzla yapacağımız bir anlaşma, bazen de ailemizle yapacağımız küçük bir konuşma ya da arkadaşlarımızla ettiğimiz bir sohbet olabilir bu.

Hayatınızda size soru işaretleri oluşturan ya da rahatsız olduğunuz konuların değişikliğinden, istediğiniz şekle sokmaktan sorumlu olan tek varlık gene sizsiniz. Kendi evreninizi mükemmelleştirmek, kendi evreninizin ‘dahi’ kişisi olmak isterseniz tek yapmanız gereken düşünmek, kendinizle iletişim kurmak ve öğrenmek. Hayatınızın sihirli değneği sizsiniz. Dış dünyamızı değiştiremeyiz, dolayısıyla dış dünyadan şikayet etmekten vazgeçip, iç dünyamızı değiştirdiğimizde evrenimizi değiştirmiş oluruz. İç dünyamızdır kendi evrenimizin komuta merkezi.

Image for post
hayatımın dehası

Eğer ki mükemmel evreni istiyorsak, kendimiz kendi mükemmel tanımımıza evrilmemiz gerektiğini bilmemiz ve bunun için gerekenleri edinmemiz gerekli. En baştan başlayalım, kendimizi tam anlamıyla tanımaktan… Kendine sor bakalım nasıl bir Sen istiyorsun, o Sen’e ulaşmak için nelere ihtiyacın var ve elde etmen için gerekenleri sırala. Kolay olacağını kimse söylemiyor. Ortalama 80 yıl bir hayat yaşıyoruz ve neresinden başlarsak o zaman yaşadığımızı hissediyoruz. Rolantide yaşanan günler geriye dönüp baktığında akılda kalıcı olanlar değildirler; dolayısıyla zorlanmak iyidir, kişiyi geliştirir. O anda stresli, zor hissettirir; ama yaşadığını hissettirir. Hadi başlayalım, kendi evrenini ister misin?

Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”

Herakleitos.

Ilknur Yildiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir