News,  Others,  People,  Post

Hayatımızın Teslim Tarihi

İngilizcede “deadline” olarak kullanılan kelime, Türkçede teslim tarihi denilebilir. Özellikle iş yerlerinde proje ya da iş bitirme zamanları için sıklıkla kullanılır. Bir projeyi bitirme günü bize, o projeyi planlı yapmamız gerektiğini belirtir. Bitirme günü yaklaşınca da bazılarımız depar atar, işin büyük çoğunluğunu o zaman bitirir; bazılarımız çoktan bitirmiştir; bazılarımız da ek süre ister, yetiştiremez…

Hayatımızın Teslim Tarihi

Hayatımız da öyle değil mi? Farklı olan yanı, teslim tarihini bilmememiz. Bu da zaten bizi şu an’ı yaşamaya en çok teşvik eden şey. Hayatımızla ilgili ek süre isteyenler, daha yapacaklarım vardı derler. Çünkü bütün hayatı, geleceği düşünerek ya da geçmişte kalarak yaşamışlardır. Doyamamışlardır… Zamanından çok önce bitirenler, belki de yapmak istediklerini ertelemeyenlerdir. Çünkü doya doya an’larını yaşamışlardır. Bitirme gününe yakın bütün işi yapanlar da, yaşlandıklarında ya da ölüme yakın hissettiklerinde bir “yapılacaklar listesi” oluşturup onları yetiştirme derdine girenlerdir.

Hayatımızın Teslim Tarihi

Bütün bunlar sonsuz bir yaşamın olmayışının ne kadar güzel olduğunu gösteriyor bana. Sonsuz olsaydı sürüncemede bir sürü yaşanmamışlık kalabilirdi bence, ya da yaşananlar keyif vermezdi çünkü defalarca yaşama şansınız ya da ihtimaliniz olduğunu bilirdiniz ya da ertelemek hiç sorun olmazdı. Ama bir son olması onu güzel kılıyor; belki hayatta sadece 1 kere, belki de birden çok yaşayacağınız deneyimler var ama hepsini yaşama olasılığınızın sayısının bir sonu var. Bu da, onu güzel kılan, keyif almayı sağlayan, anı yaşamaya zorlayan şey.

Biz bunları unuttuk; geçmişte ya da gelecekte yaşama telaşına girdik; sonsuz bir dünyadaymışız gibi bu an’ımızı unuttuk. Geçmiş pişmanlıklarımızda takılı kaldık, bugünümüzü etkilemesine izin verdik. Gelecek telaşımızda bocalayıp duruyoruz, bugünü unutup hep geleceği düşünerek, stres ve telaş ile yaşıyoruz.

Hayatımızın Teslim Tarihi
Sahiplenmelerimiz

Bir de bunların dışında, her sahip olduğumuz şeyi bizim sandık. Teslim tarihi geldiğinde sahip olduğumuzu düşündüğümüz hiçbir şeyin hiçbir önemi olmadığını farkedebiliyoruz. Sahip olduğumuz hiçbir şey kendimize ait değil. İçinde yaşadığımız beden bile…

Annemiz, babamız, kardeşlerimiz, eşimiz; her biri kendi hayatlarını sürüyor; çocuğumuz hele, en çok ona sahipmişiz gibi geliyor ama o kendi hayatını sürmek için geldi. Tıpkı sizin gibi…Ebeveynler ona rehber olmak yerine kendilerine ait biriymiş gibi davranabiliyor bazen. Siz de birilerinin çocuğusunuz ama onlar sizin sahibiniz değil…

Hayatımızın Teslim Tarihi

Hiçbir şeye sahip değiliz; bunun rahatlığını yaşayan bir daha bu düşünceyi bırakamaz zaten; ama sahip olduğumuz tek şey var!

Şu an’ımız; seçimlerimiz…

Şu an’ına sahipsen, seçimlerini doğru yaparsın. Gelecek planlaması tabiki yapılmalı ama şu an yaptığın seçimler geleceğini belirleyen değil midir? Geçmişini oluşturanlar neler peki? O anda yaptığın seçimler senin geçmişini oluşturdu. O halde an’ını yaşa derken, plansız yaşa demek istemiyorum; aksine planlarına, hayallerine uygun yaşa diyorum. Şu an yaptıklarınla geçmişini ve geleceğini belirliyorsun. Bu da senin hayatını belirliyor. Bu da teslim tarihine kadar yaşadığın tüm evreleri belirliyor. Yaşadığın olumsuzluklar da senin seçimlerin olursa, pişmanlığını azaltır, tatmin olduğun, geliştiğin, öğrendiğin an’lar olarak hafızanda kalır. Hayallerini hayalde bırakmak istemiyorsan, harekete geçme, şimdiki zamanı gelecek hayallerine destek olacak şekilde yaşama vakti…

Hayatımızın Teslim Tarihi

Nietszhe’nin dediği gibi: şu an sonsuz; bunu sonsuz kere yaşıyorsak eğer; bütün geleceğe ve geçmişe etki ediyorsa eğer; nasıl yaşamak istiyorsan öyle yaşa!

Nasıl yaşamak istersin?

İlknur Yıldız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir