News,  Others,  People,  Post

Kendince Dinlemek!

Doğduğumuzdan beri kullandığımız ve her geçen gün geliştirdiğimiz ya da geliştirdiğimizi düşündüğümüz kasımız: İletişim! İletişimde bence en önemli alt başlık: Dinlemek! Dinlemeyi, kendince dinlemek olarak yazmayı planladım; çünkü bir çoklarımızın yaptığı, hakkını vererek dinlemek değil de kendince dinlemek…

Kendince Dinlemek

Kendince dinlemeyi kısaca tanımlamak gerekirse; anlatılan konuya tamamen kendi algı dünyamız içerisinde, kendi perspektifimizden bakarak anlamaya çalışmak ve aynı şekilde değerlendirmek.

Dinlemeyi kendimce tanımlamam gerekirse de; anlatılan konuyu kendi perspektifimizden ziyade, karşımızdakinin tam olarak neyi, ne amaçla anlattığını anlayabilmektir. Bu da kendi algı dünyamızdan çıkıp, anlatanın perspektifinden bakmaya çalışmak; yapamıyorsak da soru sorarak detaylandırmasını sağlayıp gene onun ne anlatmaya çalıştığıyla ilgilenmektir. Dinlemek kelimesinin tdk anlamı doğal olarak çok genel anlamıyla yapılmıştır.

Hakkıyla dinlemeyi kendimce örneklendirmek isterim.

Adil olmakla ilgili bir hikaye anlatarak açıklamam gerekirse; ilk öğreniminden itibaren aynı sınıfta, aynı öğretmenden, aynı şekilde ders dinleyen 30 öğrenci sınıf içerisinde eşittir. Öğretmen bu öğrencilere ödev olarak bir kompozisyon yarışması yapacağını bu sebeple yazmalarını ister. Adil bir şekilde değerlendirmek gerekirse;

X öğrenci, çocukluğundan beri anne-babasından kitap dinleyerek, okuma öğrendiğinden beri de kendisi kitap okuyarak büyümüştür. Kendi odası ve kendi çalışma masası olan, gerektiğinde de ebeveynlerinden yardım alabilen bir öğrencidir.

Y öğrenci 5 kişilik bir aile içerisinde, maddi sıkıntılarla beraber 1 odalı bir evde yaşamaktadır. Okul hayatındaki ders kitapları haricinde, hiç kitap okumamış (alamamış), ebeveynlerinden yardım göremeyen ve kalabalık içerisinde ders çalışmak zorunda kalan bir öğrencidir.

Öğretmen sonuçları değerlendirip sınıfa açıkladığında X öğrenci sevinçten havalara uçmuştur. Y öğrenci buna karşı çıkarak sonuçların adil olmadığını söylediğinde; X öğrenci aynı kağıda ve kaleme sahip olduklarını ve bunda bir adaletsizlik göremediğini söyler. Bunun karşılığında Y öğrenci hayatında hiç kitap okuma fırsatının olamadığını, sakin kafayla çalışamadığını, bir oda içerisinde 5 kişi ve tv ile çalışmak zorunda olduğunu söyleyince aynı şartlarda olmadığını açıklamıştır. Bu örneğe baktığınızda; “adil olmak” değerinin her iki kişi için çok farklı anlamlar ifade ettiğini görebiliyoruz. Y’nin açıklamasından önce X öğrencisi adil olmayı kendince tanımladığından, kendince algıladı. Dinleme eylemini doğru bir şekilde başarabildikten sonra, aynı görüşte olmasa bile, karşısındakini anlamayı başarabildi.

Kendi yarattığım örnek dışında, yaşanmış, gerçek bir hikaye ile örnek vermem gerekirse;

Bir danışanımla seans sırasında bana eşinden dayak yediğinden bahsederken; ses tonu ve beden dilindeki mutluluğa tutarsız kalamadım. Eşinden dayak yemek demek, benim için kabul edilemez bir saygısızlık demekti. Benim “saygı” değerimi ciddi anlamda zedeleyecek olan bu davranışı kabullenebilmem imkansızdı. Kendimce dinleseydim karşımdakini; kabul edilemez bir davranışa maruz kaldığını anlaması için elimden geleni yapardım muhtemelen. Fakat onun ne demek istediğini anlamaya çalıştığım zaman; onun için ne anlam ifade ettiğini anlamış olacaktım. Hayatında hiçbir aile bireyinden dahi değer görmemiş, varlığı önemsememiş bir birey için; yaptığı bir “yanlış” davranış karşısında dayak yeme; ona değer verildiğini ve önemsendiğini hissetttirmiş ve bundan haz duymuştu. Varlığı önemsenmişti. O kişi için dayak yemek, benim “saygısızlık” tanımımla hiç bir şekilde örtüşmüyordu. O’nun bu davranış karşısında “değer görmek” gibi bir tanımı vardı. Bana anlatmak istediği benim “kendimce algım” dan çok farklıydı. Bunu anlamak için de “kendince dinlemek” değil, gerçekten dinlemek gerekirdi.

Kendince Dinlemek

Bu örneklerle açıkladığım; dinlemek gibi kulağa çok basit gelen, fakat ciddi bir emek ve önem barındıran; belki de hayatımızın en önemli eylemlerinden biri olması gereken çok değerli bir cümle! Kendince değil de gerçekten dinlediğin zaman gerçekten anlarsın, gerçekten dinlenildiğin zaman, gerçekten anlaşılırsın. Hayat daha kolay hale gelir. İşte daha başarılı, daha mutlu olursun. Evde daha anlayışlı, daha mutlu olursun.

Kısacası dinlemek kelimesini hakkıyla yapabilen biri olduğumuzda ve çevremizi de bu insanlardan seçtiğimizde mutluluğa daha yakın duracağımız kesin gibi… Anlamak ve anlaşılmak; dinlemek ve dinlenilmekten geçer. Hayatta kendinize ve etrafınızdakilere hak etikleri değeri vermek için bu basit görünen; göründüğü gibi basit olmayan dinlemek kelimesini de tam anlamıyla başarmak gerek.

İlknur Yıldız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir